Hala çöl sıcakları yaşayan Antalya'da gözümüzü karartıp telefonlarla bir organizasyonla saat 13.00 de buluşup Güver Kanyonu çevresinde toz-toprağa bulanmaya karar veriyoruz..
Honda XL 200 : Erdem "yirmisekiz"
Jinlun Maruder 250 : Volkan "endurolife"
SkyTeam ST200 : Yücel "silves"
SkyTeam ST200 : Nezih "harduro"
Kanyon'a giden birkaç yoldan birini seçip Yücel'in bize katılmasını bekliyoruz..
Onu beklerken biraz fotoroman...
Kısa bir bekleyişten sonra Yücel'de fotoromana katılıyor..
Sularımızı da içtikten sonra bir solukta Güver Kanyonu'nun dibindeki küçük barajda buluyoruz kendimizi...
Bu sıcakta buz gibi su bizi kendimize getiriyor..
Mayo getirmedikleri için Volkan suya girmiyor ama Erdem dayanamayıp pantalonla dalıyor serin sulara..
Fazla takılmayıp motorlarımıza dönüyoruz..
Yolda "Ben şuraya bi bakıp geleyim." diyerek çalıların arasına dalan Yücel'in peşine takılıyoruz.
Ve "Küçük Mağaralar Vadisi"ni keşfediyoruz..
Burada da define avcılarının izlerine rastlıyoruz..
Bir de barınak yapmışlar kendilerine..
Yücel "içeride sadece boş bir sepet var" diyor..
Her yere burnunu sokuyor..
Bir gün karşısında bir ayı filan bulacak..
Zavallı ayı..
Tekrar yola koyuluyoruz ve kanyonun yüksek kısımlarına tırmanıyoruz..
Oldukça tozlu bir yoldan sonra Erdem'in ıslak pantalonu bu hale geliyor..
Yine fotoroman...
Orman yollarında gazlayıp uçuruma varıyoruz..
Volkan'da bir sürü fotoğraf çekti..
Daha sonra onları da ekleyeceğiz..
Kayaların arasına takılı kalmış bu ağacı özgürlüğüne kavuşturmak için biraz uğraştık ama uçurumun yüksekliği gözümüzü korkuttu , başaramadık..
O ağaç bence orayı sevmiş.. Kimbilir ne günler yaşadı kanyonun bu en güzel yerinde..
Bu muhteşem manzara ve üç arkadaşımla vedalaşıp ben şehire akşamki iş için dönmek zorunda kalıyorum..
Onlar benden sonra Doyran Gölü'ne devam edip günün keyfini çıkarmaya devam ettiler..
Gezinin devamı ve diğer fotoğraflar onlardan gelecek..
İzlemeye devam edin..
Sevgiler...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder