Pazar günü yağan sağanak yağmurdan sonra araziye gidip biraz çamurlanmakta aklımız..
Silves07(Yücel)'le 14:00 de buluşup 4 saatimizi değerlendirmek için gaz açıyoruz.
Antalya'da yağan sağanak yağmurdan sonra 2inci gün ama heryer kupkuru yinede.
Biz de daha önce denemediğimiz yolları denemeye karar verdik.
İlk denemede duvara tosladık. Yol bitti.
Bu gibi denemelerde hiç olmazsa değişik fotoğraflar yakalıyoruz..
..diye avunup basıyoruz deklanşöre..
Çıkarken iyiydi ama inişte KaTırıM yerde..
Geride yolun bittiği yer..
Küçük bir fotoğraf molası..
Yola devam..
Dere yoluna inmeyip soldan ormana giriyoruz..
Kesim yapılıyor , geçecek yer yok..
Biz geçecek yer açmayı düşünürken kesim yapan işçilerden biri geliyor ağaçların arasından çıkarak..
"Motor sesini duyunca oğlum geldi sandım. Onunda böyle bir motoru var." diyor.
"Nereye çıkar bu yol?" diye soruyoruz.
"Bir yere çıkmaz çünkü dozer geçmedi bu yaz , göçükler var , geçemezsiniz." diyor.
"Biz geçecek yer buluruz , zaten bozuk yol arıyoruz biz." diyoruz.
Gülüyor , "Bilirim sizler biraz eziyet istersiniz , o zaman şurayı açalım biraz da geçin. Çıkış bulamazsanız dönüşte size çay yapayım. Uğrayın mutlaka ." diyor.
Beraber yolu açıyor ve devam ediyoruz.
7-8 ay önce buradan AytHakan ile geçmiştik.
O zaman burası göçüktü , düzelmiş.
Demek ki ilerisi de düzgün olabilir.
Bu manzaraya karşı mola verip...
...Yücel'in termosta getirdiği sıcak kahvemizi içiyoruz.
Yolun devamı sürprizlerle dolu..
Sık bitkilerden önümüzü göremediğimiz için inip yolu inceliyoruz.
Zor ama geçilmez değil de bu ağacı ne yapacağız?
Oldukça büyük bir ağaç.
Kenara çekmek mümkün değil..
Dalları kırıp , biraz havaya kaldırmayı deneyeceğiz.
Acı kuvvetim burada da işe yarıyor..
Uçurum kenarından iterek...
...ağacın altından sürerek geçiriyoruz motorları.
Hep zorlu olacak değil ya..
Burasıda keyifli..
Bu üç gövdeli ağacı "Günün Ağacı" ilan ediyoruz.
Bahçe kapısından seslendik , kimse yoktu , biz de göz payı olarak birkaç ayva aldık..
Sonbahar yavaş yavaş kendini belli ediyor.
Burası Antalya , bütün mevsimleri aynı anda yaşayabilirsiniz.
Yolumuzu yine bir göçük kesiyor..
İmkansız gibi gözükse de...
...bir iki taşın yerini değiştirince , altlarında süren bir hayata zarar vermeden bu göçüğü de aşıyoruz..
Ama engeller bitmiyor..
Yeni bir göçük bizim gelişimizi bekliyormuş..
Göçük yetmezmiş gibi göçüğün devamını çalılarla kapatmışlar..
Bunu genelde serbest gezen davarın kaçmasını önlemek için yaparlar.
Demek ki devamında yol olabilir düşüncesi ile bir keşfe çıkıyoruz..
Bu zorlu çalı engelini boşuna aşmaya çabalamak istemiyoruz.
Yol , bu şekilde nereye kadar gider ?
Cevap önden giden Yücel'den geliyor..
"Buraya kadar."
Çok büyük bir yarık ve aşağıda dev gibi bir ağaç yatıyor..
Dayanamayıp aşağıya inip ağacın fotoğrafını çekiyorum..
Yazık olmuş bu dev yaratığa..
Sanırım son yağmurların işi bu..
Çaresiz , indiğimiz yarıktan yukarı çıkıp geri dönüyoruz..
Bu eşsiz yerin görüntülerini de almayı unutmuyoruz tabi.
Farkında olmadan bir sürü yol yürümüşüz..
İşte sevgili yol arkadaşlarımız bizi kuzu kuzu bekliyorlar..
Geri dönüp asfalt bağlantısına ulaşıyoruz..
Saat 18:00 deki dersime yetişmek için 30 dakikamız var..
4 saatlik yorucu bir off-road yaşadık.
Çok fazla km yapmadık ama zor doğa koşullarına karşı verdiğimiz uğraş bize tatlı bir yorgunlukla beraber büyük keyif verdi..
Herkese mutlu geziler ...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder